ANMAK YETMEZ, ANLAMAK GEREK

Önümüzdeki Pazar günü 10 Kasım… Türk Milletinin kaderini değiştiren, Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün ebediyete intikalinin 81. yıldönümü. Bir kez daha milletce rahmet ve minnetle anacağız. Ruhu şad olsun.
Kurtuluş Savaşı yıllarında İngiliz Hükümetini idare eden Başbakan Lloyd Geoerge’un “İnsanlık tarihi birkaç yüzyılda bir dahi yetiştirebiliyor. Şu talihsizliğimize bakınız ki bu yüzyılda Küçük Asya’da çıktı. Hem de bize karşı.. Elden ne gelebilirdi” dediği büyük dahi sadece askeri anlamda değil hayatın her alanında yaptıklarıyla geriye ölmez eserler bırakmıştır. O sadece cephede kazandığı zaferlerle yetinmemiş sosyal, siyasi ve kültürel hayatımıza kattıklarıyla bir milletin küllerinden yeniden doğmasına da vesile olmuştur. İşte bu yüzden 10 kasımlar bizim için matem günü olmaktan öte O’nu anlama ve anma günü olmalıdır.
Çünkü O, Kurtuluş Savaşı yıllarında sadece bir teksir makinası ile çalışmalarına başlayan Anadolu Ajansını kurarak Türk Milletinin doğru haber alma hakkını ve zafere olan motivasyonunu düşünebilen biriydi.
Çünkü O, Ankara’da henüz daha Cumhuriyet bile ilan edilmeden bireylerin hak ve hukukunun korunmasını düşünerek bir hukuk mektebi açılmasını dile getirebilen biriydi.
Çünkü O, Türk çiftçisine, toprak ve tabiat şartları uygun olmasa dahi, bilgiyle ve kararlılıkla çalışıldığı takdirde başarı sağlanabileceğini göstermek için çorak topraklarda Atatürk Orman Çiftliğini masraflarını kendi karşılayarak kurup örnek olan biriydi.
Çünkü O, Bursa Merinos’da halı fabrikasını kurdurarak endüstri alanında gerekenlerin yapılmasını isteyen biriydi.
Çünkü O, daha ilk yıllarda Himaye-i Etfal Cemiyetinin kurulmasına öncülük ederek korunmaya muhtaç çocuklara sosyal devlet olmanın gereği olarak sahip çıkılmasını sağlayan biriydi.
Çünkü O, Etibank ve MTA’nın kurulmasını sağlayarak kalkınma alanında yer üstü kadar yer altı kaynaklarımızında önemli olduğunu vurgulayan biriydi.
Çünkü O, Türkiye’de koruyucu hekimliğin gerektirdiği tahlil, kontrol, üretim ve araştırma görevlerini yürütmek üzere kurdurduğu Merkez Hıfzıssıha Enstitüsü ile sağlık alanında da öncülüğünü göstemiş biridir.
Çünkü O, Türk Tarih ve Türk Dil Kurumlarını kurarak Milletinin değerlerine sahip çıkılmasını isteyen bir milliyetçiydi.
Çünkü O, İzmir İktisat Kongresi ve İş Bankası’nın kurulmasına iştirak edecek kadar iktisati hayatın gereklerini de bilen biriydi.
Atatürk önderliğinde 1920 ile 1938 yılları arasında askeri ve siyasi zaferlerin dışında yeni devlete kazandırdığı 156 tane fabrika, kurum ve kuruluşları göz önüne aldığımızda yukardaki örnekleri çoğaltmanın mümkün olduğu aşikardır. Bu yüzden sadece 10 kasımlarda değil her zaman Atatürk’ü anlamak ve onun fikirlerini çok iyi bilerek tatbik etmek durumundayız. Yeni nesillere O’nun ifadesiyle Türkiye Cumhuriyeti’ni emanet ettiği gençlerimize, O’nu anlatmak ve O’nun fikirlerini benimsetmek için fırsat olarak görmeliyiz. Çünkü “benim naciz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır” vecizesiyle asıl yaşatılması gerekenin cumhuriyetimiz olduğu mesajını yine bizzat kendisi vermiştir.
Türk Milleti de bir asra yaklaşan genç Türkiye Cumhuriyetine yine O’nun ilke ve inkılapları dorultusunda sahip çıkıp yaşatmaya dair verdiği sözü her 10 kasımlarda yineleyerek Atasının izinde yürümeye devam etmektedir. Her türlü sinsi emellere karşı yine O’nun ifadesiyle gerektiğinde “damarlarındaki asil kanı” da dökmeye devam etmektedir.
Bu vesile ile Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ve yeni devletin kurulmasında kanıyla, canıyla, bilgi ve birikimiyle atasının yanında olup ebediyete intikal edenleri bir kez daha rahmet ve minnetle anıyorum. Ruhları şad olsun…

5 kez okundu

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.